Genel

İşveren tarafından iş görene işi bırakırken yapılan ödemedir kıdem tazminatı ve içeriği iş kanunu ile düzenlenmiştir.

İş görene kıdem tazminatı hakkı, işveren tarafından işine son verilmesi durumunda doğan bir hak olarak uygulanmakta idi. Ancak yeni bir uygulama ile belirli bazı durumlarda iş görenin işi bıraktığı hallerde de kıdem tazminatı alabileceği belirtiliyor.

1999 yılından önce iş başlangıcı olanların 3600 gün ile mümkün olan emekliliği beklemeden ya da işten çıkarılma sürecini yaşamadan kıdem tazminatı hakkından yararlanabilmenin içeriği genişletilmiş. 1999 yılından sonra iş başlangıcı yapmış olanların da emeklilik sürecini geçirmeden kıdem tazminatı hakkından yararlanabilecekleri ancak belirli koşulları sağlamaları gerektiği bilgisine yer veriliyor.

Kıdem tazminatı almak için iş görenin son iş yerinde 1 yıl çalışmış olması koşulu aranarak normal işleyiş sürecine göre vefat, emeklilik ya da iş görenin işten atılması durumunda ödenen bir hak olarak uygulanıyordu. İş görenin kendi isteği ile ayrılarak kıdem tazminatı alabilmesi için iş görenin tamamen haklı olduğu bir gerekçe ile işten ayrılması ya da erkeklerin askerlik durumları veya kadınların da evlendikten sonraki 1 yıllık süreç içinde işten ayrılmış olmaları gerekiyor.

KIDEM TAZMİNATI NASIL HESAPLANIYOR?

Kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi için aynı işverene bağlı iş yerinde iş görenin en az Bir yıl çalışmış olması koşulu aranıyor. Son iş yeri esas alınarak her yıl için geçerli olan 30 günlük brüt ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanıyor.

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek ile açıklamakta yarar var. Siz bir iş yerinde 6 yıldır çalışıyorsunuz ve son aldığınız ücret 2.500 Lira olsun işten ayrılırken alacağınız kıdem tazminatı 6 yıl x 2.500 brüt ücret= 15.000 Liradır.

Yol yardımı, yemek gibi yan hak ödemeleri hesaba dahil edilerek sadece damga vergisi için kesinti yapılıyor. Ayrıca aylık brüt maaş için bir en fazla sınır söz konusu 2018 yılı için açıklanan üst sınırın 5.001,76 Lira olarak açıklandığı belirtiliyor kaynaklarda.

İHBAR TAZMİNATI NEDİR?

İşçi veya iş verenin birbirlerine önceden haber vererek işi sonlandırma sürecidir ihbar süresi. Gerekli olan bilgi verilmeden işçi ya da işveren tarafından işe son verilmesi durumu ihbar tazminatı hakkını doğurmaktadır. Bildirim yapmadan işi sonlandıran tarafın diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğu ödeme miktarı ihbar tazminatıdır.

İHBAR SÜRELERİ NELERDİR?

  • 6 Aydan kısa süre için 14 günlük brüt ücret üzerinden ihbar tazminatı ödenir.
  • 6 Ay ile 1,5 yıl arasında çalışma süresi bulunanlar 28 günlük brüt ücret üzerinden ihbar tazminatı ödenir.
  • 1,5 Yıl ile 3yıl arasında çalışma süresi bulananlar 42 günlük brüt ücret üzerinden ihbar tazminatı alırlar.
  • 3 yıl ve üzeri süre çalışma hayatı bulananlar 56 günlük brüt ücret üzerinden ihbar tazminatı alırlar.

Bildirim, ihbar edilen durumu anlatır, ihbar tarihi bildirimin yapıldığı tarihtir. Yine uygulamayı örneklendirerek açıklamak konuyu daha anlaşılır hale getirecektir.

İHBAR SÜRESİ NASIL HESAPLANIR?

İhbar süresi başlamadan işine son verilen bir iş gören bu sırada 8 aydır o iş yerinde çalışıyorsa ve aldığı ücret 3.000 Lira ise iş görene ödenecek ihbar tazminatı miktarını hesaplamak için önce brüt ücret miktarı 30 iş gününe bölünür. 3000/30=100 Lira günlük ücret miktarı bulunur.

8 Ay çalışmış bir iş görenin ihbar süresi 28 gün olduğundan 28 x 100=2.800 Lira ihbar tazminatı miktarı bulunur ancak işlem burada bitmez. Bulunan miktardan gelir vergisi ve damga vergisi miktarları kesilerek kalan miktarın ödemesi yapılır.

Hesaplamalar içinde bulunulan yılın, açıklanan vergi dilimleri üzerinden gerçekleşir.

İŞSİZLİK SİGORTASI NEDİR?

Kendi isteği dışında ve kusursuz olduğu halde işsiz kalan iş gören, işine son verildiği tarihten önceki 120 günlük süre boyunca prim ödemesi yapmış ise ve son 3 yıllık süre içinde minimum 600 gün işsizlik sigortası ödemiş ise işsizlik sigortasından yararlanmaya hak kazanıyor.

İş gören işine son verilen tarihten itibaren 30 gün içinde İŞKUR’a şahsen ya da elektronik ortamda müracaatını gerçekleştirebiliyor. 600 gün prim ödemesi bulunan iş görenler 180 gün işsizlik maaşı alabiliyorlar. 900 Gün prim ödemesi bulunan iş görenler 240 gün işsizlik maaşı alabiliyorlar. 1080 gün prim ödemesi bulunanlar ise 300 işsizlik maaşı alabiliyorlar.

İnsan Kaynakları Yönetimini irdelemeye belki de sorular ile başlamakta fayda var. Personel Yönetimi ve Personel Müdürlüğü görevleri varken neden İnsan Kaynakları yaklaşımına gerek duyuldu? Böyle bir yaklaşımı gerekli kılan koşullar nelerdi? Personel yönetimi ve İnsan Kaynakları Yönetimi aynı içeriğe mi sahiptir? İçerik aynıdır da sadece İsim mi değişmiştir?

Batı toplumlarından bizim coğrafyamıza gelen bir uygulama olduğuna göre doğduğu ülkelerdeki koşulları inceleyerek, sorularımızın yanıtlarına ancak kaynağında arayarak ulaşabiliriz. Birinci endüstri devriminin ekonomik sonuçları içinde iş görenin ve işletmelerin ilişkilerini ve uygulamalardan nasıl etkilendiklerini bu noktada anımsamalıyız.

İçinde bulunulan çağ 18. Yüz Yıl, insan gücüne dayalı üretimden makine gücüne dayalı üretime geçiliyor ve Batı toplumunun yaşamı kökten değişime maruz kalıyor. Rönesans’tan sonra Avrupa’nın geçirdiği en büyük değişim olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Makine demek daha fazla üretim olduğundan birdenbire her şey daha fazla olmaya başlıyor daha fazla ham madde daha fazla fabrika, daha fazla işletme dolayısı ile daha fazla çalışan.

OLUMSUZ SONUÇLARIN ORTAYA ÇIKIŞI

Sanayi devriminin memnuniyet verici olumlu sonuçları ile beraber getirdiği pek çok olumsuzluk da söz konusu olur. Milli hasıla yılda 2,5 gibi bir büyüme gösterir 19 Yüz Yıla gelindiğinde 145 katlık bir yükseliş söz konusudur kaynaklar verimliliğin aralıksız sürdüğünü belirtiyor. Üretim 1913 yılına kadar 7 kat artış sağlamıştır. Ancak iş gücü açısından değerlendirildiğinde durum hiç de o kadar parlak değildir sistem ihtiyacı olan iş gücünü tarım alanından, makine gücü karşısında çaresiz kalan kesimden karşılar.

Emek yoğun ekonomi, sermaye yoğun ekonomiye geçerken belirli gelir grupları oluşur zenginleşen iş veren sanayici kimliği ile kentlere yönelir böylece şehirler sanayi ve ticaretin merkezleri konumuna gelir. Küçük sanayiciler ve ustalar ticari yaşamdan yok olmaya başlarlar ve makinelerde çalışacak iş görenlere dönüşürler.

SANAYİ DEVRİMİNDEN SONRA İNSANIN DURUMU

Siyaset bilimini en fazla tartışmaların içine sürükleyen dönem başlamıştır. Bireyin çalışma koşulları ve yaşam standartları tüm alanların çözüm aradığı ana sorun niteliğindedir. 1800’lü yıllardan 1900’lü yılların sonlarına kadar bu çatışmalar sürmüştür.

Sanayi devriminin ilk yıllarında o günkü tabiri ile işçiler güneşin doğuşundan batışına kadar çalışmaktadırlar 10 saatten fazla çalışan işçiler hastalanmakta, elde ettikleri gelirin yetersizliği nedeni ile bakımsızlıktan çalışamaz hale gelmekte dolayısı ile işçiler yaşamlarını ya da sağlıklarını kaybederken işverenler de zaman ve para kaybetmekte aynı zamanda verim düştüğünden üretimde kalite de kaybetmektedirler.

O tarihler Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri için çok büyük çatışmaların yaşandığı sorunların siyasal yaklaşım ve isyanlar ile çözülmeye çalışıldığı uzun yılları kapsıyor ve tüm bu karmaşaya son noktayı bilimsel yaklaşım koyuyor. Bu noktada kendi coğrafyamıza dönmekte fayda var, Batı kaynaklarının son uygulamalarını uygar yaşam modellerinde örnek alırken kendi coğrafyamızda ve köklerimizde çalışanların durumunu hatırlamakta yarar var, öncelikle İslâmî inanış gereği Türk toplumunda  yardımlaşma çok yaygın olduğundan açlık ve yoksulluk yüzünden isyan, hastalık gibi durumların rastlanan olaylar olmadığını söyleyebiliriz ayrıca çok daha eski tarihlere gidildiğinde topraklarımızda yoksulluk suç sayılsın diyen bir anlayış hakim olduğundan halkın yaşam seviyesi ve ihtiyaçları daima gözetilmiş, keskin sınıf ayrımlarına Batıda ki hali ile rastlanmıyor.

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNE GEÇİŞ

İlk işçi sendikaları ve odaları İngiltere’de 1830’lu yıllarda kurulmaya başlar, iş görene sürekli eğitim verilmesi yaklaşımı da yine bu dönemde oluşmaya başlayan bir uygulamadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 8 saatlik çalışma süreleri için mücadele verilir tarihler 1880 yıllarını göstermiştir fakat işçiler henüz uzun çalışma koşullarından kurtulamamıştır.

İnsan Kaynakları Yönetimi tüm bu karışıklıklara çağdaş bilimsel yaklaşımla son veren işletmelerin, işverenlerin, iş görenlerin ve ulusal çıkarların ortak paydasına hizmet veren bir anlayışın merkezine oturmuştur. İşçinin iş gören tanımı ile iş hayatındaki durumu, bambaşka bir form kazanmıştır.

Çalışan, işletmenin maliyet unsuru değildir. Burada ki ifade, İnsan Kaynakları Yönetiminin tanımını yapmaya başladığımız en hassas tespittir aslında bu yüzden sadece puantajı tutulan, çalışma saatleri ile verimi ölçülen ve işletmenin gideri olarak değerlendirilen personel işlerinin bir unsuru olan kimliğinden çıkarılmış, üreten değer yaratan kimliği ile iş gören yeniden tanımlanmıştır.

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ UYGULAMASI

İnsan kaynağından maksimum verim almaktır biçiminde amacı kısaca tanımlanmaya çalışılsa da hepsi bu kadar değildir. İş görenin gelişmesi, yaptığı işten keyif alması, kendini önemli hissetmesi, işletme kültürü ile uyumlu hale gelmesi, çalıştığı ortamın iş verimini düşürmeyecek nitelikte olması performansının olumlu teşvik edici yaklaşımlar ile artırılması İnsan Kaynakları Yönetiminin işlevleri arasında bulunur ve insaniyet ilkesinin bir gereğidir.

İşletme amaçlarının gerçekleştirilmesi, iş görenlerin bu amaç etrafında organize edilmesi işletme başarısı için sistemli çalışılması ve geliştirilen stratejilerin hayata geçirilmesi ile iş gören ve işletme çıkarlarını birlikte koruyan böylece toplumda işsizlik ve yoksulluğun önlenmesine katkı sağlayarak ulusal çıkarlara da hizmet eden bir yönetim faaliyetidir pek çok bilimsel yaklaşımı bünyesinde bulunduran bilgi ve beceriyi gerektirmektedir.

Yazımız daha çok iş aramaya hazırlanan iş başvuruları gerçekleştirecek kimselere yönelik. Kendi işini kurmak isteyen girişimci adaylarımıza İş Fikirleri yazılarımızla rehberlik etme gayretimizi sürdürüyoruz.

Yeni mezun, mezun olmak üzere ya da faaliyet gösterdiği meslekten memnun olmayıp yeni bir meslek edinme çabasında olan iş arayışındaki adayların ülkenin genel durumunu takip etmelerini gelişen ve yeni doğan meslek gruplarından haberdar olmalarını önemle tavsiye ediyoruz.

Teknolojinin hızla gelişmesi, internetin yaygın olarak kullanımı bu alanda yepyeni meslekler doğmasına neden olurken ülkemiz koşulları için iyi olarak nitelenebilecek gelir grupları da yarattı. İnternet ortamında bilgisayar ile yapılabilecek mesleklerin bir kısmı uzun tahsil hayatı gerektirmiyor pek çok meslek kursu bu eğitimleri 3 veya 6 aylık süreler ile veriyorlar.

MESLEĞİ SEVMELİ MİYİM?

İş yaşamı ne kadar duygusallık kaldırmaz denilse de ya da bir başka söylem ile iş yaşamında duygusallığa yer yoktur denilse de uygulamada bu ifadelerin tam yerini bulmadığını söylemek mümkün. Başarılı girişimciler ya da başarılı insanlara baktığınızda genellikle insani değerlerden kopmadan insani yaklaşımları iş disiplini ile harmanlamayı bilen kimselerin sürdürülebilen kalıcı başarıların sahibi olduklarına tanık oluyoruz.

İş yaşamında bir parça duygusallık bulunuyor ve evet işinizi sevmeniz çok önemli yaşamınızın belki 25 yılını her gün 8 saat belki çok daha uzun süreler ile o işi yaparak geçireceksiniz bu nedenle yaptığınız iş ile aranızda, o işi en iyi, verimli bir biçimde yerine getirme arzusunu, hissedebileceğiniz bir bağ olmalı.

İYİ PARA KAZANABİLECEĞİM BİR MESLEK EDİNEBİLİR MİYİM?

Ülkemizin genel durumunu bilin, piyasada yeni oluşan sektörleri o sektörler için ihtiyaç olacak nitelikli personelin hangi özellikleri taşıması gerektiğinin bilgisini edinin. Kobi Vadisi gibi tüm sektörleri tanıtma çabası içinde olan, gelişen sektörler ile birlikte İnsan kaynakları faaliyetlerine yer vererek kariyerinizi oluşturmanızda katkı sağlayacak bilgiler aktaran ciddi yayınları takip edin.

Ülkemizin lokomotif tabir edilen ülke kalkınmasında öncelikle desteklenen büyüyen ve gelişen sektörlerinin yetişmiş personel ihtiyacının karşılanması konusundaki gerekliliklerinden haberdar olun. Örnek vermek gerekirse Altın sektörü ülkemizin dünya liderliğine oynadığı iktisadi bir alan, istihdam oranı yüksek ve yetişmiş nitelikli iş gören ihtiyacı sektör büyüdükçe artış gösterecek bu eğitimleri sektörün yetkilileri ile bağlantı kurarak edinebilir eğitimlerin nerede nasıl verildiği bilgisine ulaşabilirsiniz.

Sosyal Medya uzmanlığı gibi reklam faaliyetlerinin pek çok aşamasını içeren internet ortamında yapabileceğiniz çok uzun tahsil yaşamı gerektirmeyen belirli süreli kurslar ile sertifika alarak iyi gelir elde ederek meslek sahibi olabileceğiniz meslekler mevcut.

Yaşamak için gelire gelir elde etmek içinse bir işe ihtiyacımız var. İşimiz yaşamımızın büyük bir bölümünü kapsıyor zamanımızın en büyük bölümü işimizin gereklerini yerine getirirken geçiyor dolayısı ile yaptığımız işin bizi iyi hissettirmesi, kendimizle gurur duymamız iş tatmini olarak tanımlanan kendimize olan saygıyı artıran duyguyu yaşamamız gerekiyor.

Gelişen ve kalkınma hamlesi içinde olan bir ülke ümit ve fırsatlar ile dolu olan bir ülkedir. Siz kendinize en uygun işi bulmak ve bu alanda kendinizi geliştirmek için sadece biraz çaba sarf edeceksiniz değişimlerden, yapılması gerekenlerden haberdar olup seçiminizi yaparak kariyerinizi oluşturacaksınız.

ÜLKEDE İŞSİZLİK VAR ŞANSIM VAR MI?

Şansınız var çünkü Türkiye kabul değiştiriyor yeniden yapılanıyor dünyanın gelişmiş ülkeleri ile aynı çizgiyi yakalamak, yenilikleri uygulamak konusunda büyük gayret gösteriyor özel resmî tüm kurumları ile. Birey olarak yapmanız gereken bu değişim ve yeniliklerin hangi noktasında varlık gösterebilirsiniz araştırmak ve sizi en yakın sürede sonuca götürecek çözümleri üretmek.

Çağdaş toplumlar ile uyum sağlama çalışmalarının bir aşaması da meslek standartları her ne iş yapacaksanız bu alanda yeterli olduğunuzu belgelemek durumundasınız ve her iş veren sadece yeterli bilgiye sahip olduğunu belgeleyen kimseleri istihdam yetkisine sahip bu nedenle edineceğiniz mesleği belirleyerek ücretli ya da ücretsiz size hangisi uygun ise mesleki eğitim veren kurslardan birine kayıt olarak nitelikli konuma gelmelisiniz.

İşsizliğin en büyük nedenlerinden biri olarak nitelikli personel bulunmaması gösterilmekte ülkemizin bu yönde iki türlü çabası bulunuyor; birincisi girişimciliğin teşvik edilmesi, diğeri niteliksiz iş gücünün nitelikli konuma getirilmesi. Sektörler büyüyor gelişiyor, teknoloji yaygın kullanım alanları ile yeni meslekler yaratıyor ve siz mutlaka kariyerinizi şekillendirebilirsiniz gelişmeleri takip edin.